Türgişler

TÜRGİŞLER ÇEVRE DANIŞMANLIĞI

Su kaynaklarının verimli kullanımı, arıtma sistemleri, atık yönetimi ve çevresel ayak izi konularında bilgi ve çözümler.

ÇEVRE SİSTEMLERİ

İçeriği okumak için aşağıdaki konu başlıklarını açabilirsiniz.

Deniz Suyundan İçme Suyu Elde Edilmesi

-Deniz suyundan içme suyu elde etmek için yararlanılan farklı yöntemler vardır. Yaygın olarak kullanılan tuzlu suyu tatlı suya çevirme yöntemleri arasında ters osmoz, buharlaştırma ve yoğunlaştırma, elektrodiyaliz ve çok etkili damıtma yer alır.

-Su arıtma sistemleri, günümüzde su kaynaklarının sınırlı olması ve su kirliliği sorunları nedeniyle giderek daha önemli hale gelmektedir. Bu sistemler, tuzlu deniz suyunu içilebilir suya dönüştürme yeteneğiyle öne çıkan desalinasyon teknolojisi ile dikkat çekmektedir.

Deniz suyu arıtması, tuzlu deniz suyunu içilebilir ve kullanıma uygun su kalitesine dönüştürmek amacıyla kullanılan özel bir teknoloji ve süreç kombinasyonudur. Bu yöntem, dünya genelinde su kaynaklarının kısıtlı olduğu, su sıkıntısı yaşanan bölgelerde hayati bir öneme sahiptir. Deniz suyu arıtma, özellikle desalinasyon teknolojisi, genelde ters ozmozun entegrasyonuyla gerçekleştirilir.

Desalinasyon Teknolojisi: Deniz Suyunu İçilebilir ve Kullanılabilir Suya Dönüştürme

Desalinasyon, tuzlu deniz suyunu arındırma işlemidir. Bu süreç, suyun içindeki tuz, mineraller ve diğer zararlı maddelerin etkili bir şekilde filtrelenerek çıkarılmasını içerir. Temel olarak, desalinasyon işlemi, suyun içindeki tuz moleküllerini bir membran aracılığıyla ayrıştırma prensibine dayanır.

Ters Osmoz: Etkili ve Verimli Arıtma Yöntemi

Deniz suyu arıtma sistemlerinde en yaygın kullanılan yöntemlerden biri, ters ozmozdur. Bu yöntemde su, yarı geçirgen bir zarın üzerinden geçirilir; bu zar, tuz gibi partikülleri engellerken su moleküllerini serbest bırakır. Ters ozmoz, enerji verimliliği ve etkili tuz giderimiyle bilinir.

Deniz suyu arıtımında kullanılan ters osmoz sistemi

Ters Osmozun Temel İlkeleri

Desalinasyonun çoğu uygulaması, özellikle ters ozmoz yöntemine dayanır. Ters ozmoz, basınç uygulanarak suyun, yarı geçirgen bir zar üzerinden geçirilmesi prensibine dayanır. Bu zar, su moleküllerinin geçişine izin verirken, tuz, mineraller ve diğer zararlı maddelerin geçişini engeller. Bu sayede, tuzlu deniz suyu, temiz içme suyuna dönüştürülür.

Yarı Geçirgen Membranın Rolü

Ters ozmoz sürecinde kullanılan yarı geçirgen membran, mikroskobik gözeneklere sahip bir yapıya sahiptir. Bu gözenekler, su moleküllerinin geçişine izin verirken, tuz gibi partikülleri tutar. Membran, selektif olarak suyu geçirirken, tuz ve diğer zararlı maddeleri geride bırakarak arıtma işlemini gerçekleştirir.

Membranın Mikro Yapısı

Yarı geçirgen membranların gözenek boyutları, genellikle nanometre ölçeğindedir. Ters ozmoz membranları, su moleküllerinin geçişine izin verirken, tuz moleküllerini engellemek amacıyla özel olarak tasarlanmıştır. Tipik olarak, gözenek çapları 0.1 nanometre ile 10 nanometre arasında değişebilir. Örneğin, bir ters ozmoz membranının gözenek çapı genellikle 0.5 nanometre civarında olabilir.

Basınçlı Su Akışı

Ters ozmoz süreci, suyun yarı geçirgen membran üzerinden geçirilmesini içerir. Bu süreç, genellikle bir pompa yardımıyla sağlanan yüksek basınçlı su akışı ile gerçekleşir. Örneğin, basınç değeri 70 ila 120 bar arasında olabilir. Ters ozmoz sürecinde, suyun yarı geçirgen bir membran üzerinden geçirilmesi için yüksek basınç gereklidir. Genellikle, bir pompa yardımıyla sağlanan su, yüksek basınçlı bir hortum aracılığıyla membrana yönlendirilir. Bu basınç, tuzlu su tarafındaki su moleküllerini temiz su tarafına itmeye yetecek kadar yüksek olmalıdır.

Ozmotik Basınç Üzerinde Baskı

Ters ozmoz süreci, doğal osmotik basınçtan daha yüksek bir basınç uygulayarak çalışır. Bu, suyun tuzlu çözeltiden temiz suya geçişini sağlar. Osmotik basınç, suyun tuzlu ortamdan temiz suya geçişini önlemeye çalışan bir kuvvet olarak düşünülebilir. Osmotik basınç genellikle daha düşük bir değere sahiptir. Ters ozmoz işlemi, doğal osmotik basınçtan daha yüksek bir basınç uygulanarak çalışır. Örneğin, deniz suyu arıtma işlemlerinde kullanılan basınçlar genellikle 40 ila 70 bar arasında olabilir. Bu, osmotik basınçtan çok daha yüksek bir basınç seviyesidir.

Su ve Tuz Ayırma Verimliliği

Ters ozmoz sistemi, suyu yarı geçirgen membran üzerinden geçirirken, tuz ve diğer zararlı maddeleri geride bırakır. Ters ozmoz sistemleri genellikle %30-50 arasında bir geri kazanım oranına sahiptir, yani işlemden geçen suyun bu oranda içilebilir suya dönüştüğü anlamına gelir. Örneğin, 1000 litre deniz suyu ters ozmoz sisteminden geçirildiğinde, genellikle 300 ila 500 litre arasında içilebilir su elde edilebilir.

Gözenek Boyutu ve Seçicilik

Membranın gözenek boyutu, su moleküllerinin geçişine izin verirken, tuz moleküllerini engellemek üzere optimize edilir. Gözenek boyutları genellikle nanometre ölçeğinden mikrometre ölçeğine kadar değişebilir. Örneğin, bir ters ozmoz membranındaki gözenek boyutu genellikle 0.005 nanometre ile 0.5 nanometre arasında olabilir.

Yüksek Basınç ve Su Akışı

Ters ozmoz işlemi, yüksek basınç altında gerçekleşir. Bu basınç, suyun membran üzerinden geçirilmesini sağlar ve tuzlu su tarafındaki suyu temiz su tarafına iterek ayrıştırma işlemini tetikler. Bu yüksek basınç, doğal osmotik basıncı aşarak, tuz ve diğer maddelerin membranı geçmesini sağlar.

Deniz suyu arıtmasında desalinasyon işlemi genellikle yüksek basınçlı pompalar ve ters ozmoz sistemleriyle gerçekleştirilir. Bu sistemler, suyun yarı geçirgen membran üzerinden geçirilmesi ve tuzlu su tarafından temiz su tarafına itilmesi esasına dayanır.

Yüksek Basınçlı Pompalar

  • Desalinasyon işlemi için kullanılan en yaygın pompalar, genellikle yüksek basınçlı pompa sistemleridir. Çoğu zaman, pistonlu veya diyaframlı pompalar tercih edilir. Yüksek basınçlı pompalar, suyu membranın üzerinden itmek ve suyun tuzlu kısmını temiz su kısmından ayırmak için gerekli olan basıncı sağlar.

Pompa Türü ve Kapasitesi

  • Yüksek basınçlı pistonlu pompa veya diyaframlı pompa kullanılabilir.

Yüksek basınçlı pistonlu pompa veya diyaframlı pompa, deniz suyu arıtma sistemlerinde yaygın olarak kullanılan pompalardan birkaçıdır. Bu pompalar, yüksek basınçlı suyu üretmek ve ters ozmoz işlemini etkin bir şekilde gerçekleştirmek için kullanılır.

Örnek kapasite olarak belirtilen 150 litre/dakika, bir pompanın ortalama debisini ifade edebilir. Ancak, gerçek kapasite, kullanılan pompa modeline, tesisin büyüklüğüne, tasarım parametrelerine ve diğer faktörlere bağlı olarak değişebilir. Dolayısıyla, belirli bir deniz suyu arıtma tesisi için uygun pompa türü ve kapasitesi seçimi, projenin ihtiyaçlarına ve gereksinimlerine dayanmalıdır. Bu nedenle, özel bir projeye yönelik ekipman seçimi uzman bir mühendislik değerlendirmesi gerektirir.

Basınç Değerleri

  • Basınç değerleri, desalinasyon sürecinde kullanılan pompaların türüne ve özelliklerine bağlı olarak değişiklik gösterir. Tipik olarak, basınç değerleri 40 ila 70 bar arasında olabilir. Örneğin, bazı modern desalinasyon tesislerinde kullanılan yüksek basınçlı pompalar, 80 bar veya daha yüksek basınç üretebilir.

İleri Osmotik Basınç (Forward Osmotic Pressure – FOP)

  • İleri osmotik basınç, desalinasyon işleminde önemli bir parametredir. Bu basınç, yarı geçirgen membran üzerindeki tuzlu su tarafındaki suyun temiz su tarafına doğru ilerlemesini tetikler. İleri osmotik basınç, yüksek basınçlı pompaların suyu itmesi ve osmotik basıncı aşarak tuzun membranı geçmesini sağlamada kilit bir rol oynar.
  • Desalinasyon sürecinde etkin bir su ayrıştırma işlemi için gereken basınç değeri.
  • Örnek İleri Osmotik Basınç: 30 bar*

İleri osmotik basınç (FOP) değerinin 30 bardır, desalinasyon sürecinde kullanılan yüksek basınçlı pompaların genellikle uyguladığı bir basınç seviyesini temsil edebilir. Bu basınç, deniz suyu içindeki tuzların yarı geçirgen bir membran üzerinden temiz suya doğru itilmesini sağlamak için gereklidir.

Ancak, bu tür değerler genel bir ifade olup, kullanılan özel teknolojiye, sistem tasarımına ve uygulama koşullarına bağlı olarak değişebilir. Bu nedenle, bir deniz suyu arıtma tesisi tasarlanırken veya optimize edilirken, spesifik projeye özgü gereksinimler ve teknik detaylar dikkate alınmalıdır.

Membran Seçiciliği

  • Membranın su moleküllerini geçirme kapasitesi ve tuz moleküllerini tutma oranı.
  • Örnek Seçicilik Oranı: %>99.

Bu pompaların ve basınç değerlerinin kullanımı, suyun tuzlu kısmını temiz su kısmından ayrıştırmak ve içilebilir su elde etmek için gereken sürecin etkin bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlar. Yüksek basınçlı pompaların doğru şekilde seçilmesi ve çalıştırılması, desalinasyon tesislerinin verimliliğini artırır ve sürdürülebilir içme suyu kaynakları sağlamak için önemlidir.

Enerji Verimliliği

  • Desalinasyon teknolojisi, özellikle ters ozmoz yöntemi, enerji verimliliği ile de ön plana çıkar. Diğer desalinasyon yöntemlerine kıyasla daha düşük enerji tüketimi sağlar. Ters ozmoz, düşük enerji tüketimiyle büyük miktarlarda suyun arıtılmasını mümkün kılar, bu da çevre dostu ve ekonomik bir çözüm sunar.

Enerji Tüketimi

  • Pompa çalıştırma ve basınç üretme için kullanılan enerji miktarı.
  • Örnek Enerji Tüketimi: 3 kWh/m³*

Bu değer, pompanın çalıştırılması ve yüksek basınçlı suyun üretilmesi için harcanan enerjiyi ifade eder. Ancak, bu değer de projeden projeye ve kullanılan teknolojiye bağlı olarak değişiklik gösterebilir.

Deniz suyu arıtma sistemlerinde enerji tüketimi, tesisin büyüklüğü, kullanılan pompaların özellikleri, membran teknolojisi, işletim parametreleri ve enerji verimliliği önlemleri gibi bir dizi faktöre bağlı olarak değişir. Bu nedenle, spesifik bir projenin enerji tüketimi, tasarım mühendislik hesaplamaları ve sistem performansı değerlendirmeleri ile belirlenmelidir.

Otomatik Kontrol Sistemleri

  • Desalinasyon tesisleri genellikle otomatik kontrol sistemleri ile donatılmıştır. Bu sistemler, işlemi sürekli olarak izler ve düzenler, böylece optimum performans ve verimlilik elde edilir. Ayrıca, su kalitesini izleyerek ve arıtma sürecini optimize ederek içme suyu standartlarına uygunluğu sağlar.

İklim Koşullarına Dayanıklılık

  • Desalinasyon tesisleri, çeşitli iklim koşullarına dayanıklıdır. Kıyı bölgelerinde veya çöllerde, değişen iklim koşullarına rağmen etkili bir şekilde çalışabilirler. Bu dayanıklılık, su sıkıntısı yaşanan bölgelerde sürekli su temini sağlama kapasitesini artırır.

Desalinasyon teknolojisi, su kaynakları sınırlı olan bölgelerde su temini sorunlarına çözüm oluşturan bir mühendislik harikasıdır. Ters ozmozun temel prensipleri ve teknik özellikleri, bu sürecin etkili ve sürdürülebilir bir şekilde nasıl çalıştığını anlamamıza yardımcı olur. Bu teknoloji, su sıkıntısını hafifletmede önemli bir araç olma özelliğini taşır.

Deniz Suyu Arıtma Sistemlerinin Uygulama Alanları

1. Su Sıkıntısıyla Mücadele

Deniz suyu arıtma sistemleri, su kaynaklarının kısıtlı olduğu kıyı bölgeleri ve çöller gibi alanlarda su temini konusunda kritik bir rol oynar. Su sıkıntısıyla mücadelede etkili bir çözüm sunar.

Su sıkıntısı, özellikle kıyı bölgeleri ve çöller gibi su kaynaklarının kısıtlı olduğu alanlarda büyük bir sorundur. Deniz suyu arıtma sistemleri, bu zorlu ortamlarda su temini konusunda kritik bir rol oynamakta ve su sıkıntısıyla mücadelede etkili bir çözüm sunmaktadır.

2. Kıyı Bölgelerinde Su Temini

Deniz suyu arıtma sistemleri, kıyı bölgelerindeki su kaynakları sınırlı olduğunda önemli bir su temini kaynağı haline gelir. Kıyı bölgeleri genellikle deniz suyuna yakın konumlanmış olmalarına rağmen, bu suyun içilebilir hale getirilmesi için desalinasyon ve ters ozmoz gibi teknolojilerin kullanılması gereklidir. Bu sistemler, kıyı bölgelerinde yaşayan topluluklara güvenilir içme suyu sağlamada kilit bir rol oynar.

3. Çöllerde Su Sıkıntısına Alternatif Çözüm

Çöller, genellikle su kaynaklarının oldukça sınırlı olduğu ve geleneksel su temini yöntemlerinin zor olduğu yerlerdir. Deniz suyu arıtma sistemleri, çöllerde su sıkıntısıyla mücadelede etkili bir alternatif çözüm sunar. Bu sistemler, kıyıya yakın çöl bölgelerinde deniz suyunun arıtılmasıyla, yerel topluluklara ve endüstriyel tesislere su temini sağlama potansiyeline sahiptir.

4. Sürdürülebilir Su Temini İçin Yenilikçi Çözüm

Deniz suyu arıtma sistemleri, kısıtlı su kaynaklarına sahip bölgelerde sürdürülebilir su temini için yenilikçi bir çözüm sunar. Bu sistemler, suyun denizlerden elde edilerek arıtılmasıyla, yerel topluluklara güvenilir bir içme suyu kaynağı sağlamanın yanı sıra, tarım ve endüstriyel faaliyetler için de kullanılabilir. Bu sayede, su sıkıntısı yaşanan bölgelerde ekonomik ve sosyal kalkınmaya da katkıda bulunur.

5. İklim Değişikliği ve Su Kaynakları

İklim değişikliği nedeniyle su kaynakları üzerindeki baskı arttıkça, deniz suyu arıtma sistemleri, iklim değişikliğine adaptasyonun bir parçası olarak öne çıkar. Su sıkıntısı yaşanan bölgelerde, iklim değişikliği etkilerine karşı dirençli bir su temini stratejisi olarak bu sistemlerin benimsenmesi, gelecekteki su kaynakları yönetiminde önemli bir role sahip olacaktır.

Deniz suyu arıtma sistemleri, su sıkıntısıyla mücadelede çevresel ve ekonomik sürdürülebilirliği destekleyerek, yaşanabilir bir gelecek için önemli bir araçtır. Bu sistemlerin daha geniş çapta benimsenmesi, su sıkıntısı yaşanan bölgelerdeki toplulukları güçlendirecek ve su kaynaklarını daha verimli bir şekilde kullanmalarına yardımcı olacaktır.

6. Endüstriyel Kullanımlar

Enerji üretimi, petrol ve gaz endüstrisi gibi sektörler, yüksek kaliteli suya ihtiyaç duyar. Deniz suyu arıtma sistemleri, endüstriyel uygulamalarda su teminini sağlayarak üretim verimliliğini artırır.

Ülkemizde kişi başına düşen su miktarı 1.1550 m³ / yıldır. Tüik verilerine göre 2030 yılında nüfusumuzun 100 milyona çıkacağı düşünülürse bu rakamın 1.000 m' / yıl’a düşeceği ve su fakiri ülkeler arasına katılacağımız öngörülmektedir. Suyun bu denli önem arz eNiği günümüzde düşen yağmur sularının sadece %30’unun yer altı sularına katıldığı ve faydalanılamayan yağmur suyu miktarının çok büyük olduğu, son derece çarpıcı bir gerçektir. Su fiyatlarının da suyun önemi doğrultusunda artış gösterdiği düşünülecek olursa, yağmur suyunun toplanıp depolanması ve değerlendirilmesi hem çevre ve su kaynakları bakımından hem de ekonomik kazanım açısından fevkalade etkin bir yöntemdir. Günümüzde özellikle, önemli miktarlara ulaşan sulama suyu ihtiyacı için genellikle içilebilir şebeke sularının kullanılması, hem çevresel hem de ekonomik açıdan önemli bir kayıptır.

Dünya’da Yeşil Bina Sertifikasyon Sistemleri, su tüketiminin azaltılması konusunda gelişen teknolojiler ile birlikte her ülke, yönetmelik, standart ya da bilimsel nitelikteki kılavuzlar ile bu teknolojilerin kullanım şeklini belirlemiş ve yaygınlaşmasını sağlamıştır.

Ülkemizde de belediyelerin yağmur suyu kullanımını imar yönetmeliklerine dahil etmeleri, bu konudaki verilen öneme örnek teşkil etmektedir.

Yağmur Suyu Geri Kazanımı
  • Tarımsal sulama ve daha geniş ölçekte su hasadı teknikleri ile su kullanımını azaltılabilir.
  • Ücretsiz ve alternatif bir su kaynağıdır. Bölgenizin yağmur alma kapasitesine bağlı olmak üzere ve tesisatınızın uygun olması durumunda su kullanımınızda % 55’lere varan tasarruf sağlayabilirsiniz. Ekonomik getirisinin yanı sıra yağmur suyu kullanımı, çevreye duyarlılık açısından da gereklidir
  • Binaların çatılarından yağmur suyu toplanması ile şebeke suyu kullanım azaltılabilir.
  • Projenin büyüklüğüne bağlı olmakla birlikte yatırım ve işletme maliyeti genelde düşüktür.
  • Kurulumu ve işletilmesi kolaydır.
  • Mevcut su temin sistemi ile bütünleştirilebilir. Sisteme adaptasyon kolaydır.
  • Diğer su temin projeleri ile karşılaştırıldığında olumsuz çevresel etkileri daha azdır.
  • Mevcut su kaynaklarının korunmasına yardımcı olur.
  • Acil durumlarda (deprem, ani susuzluk, vb.) durumlarda rahatlıkla kullanılabilir
  • Özellikle hava limanlarında, askeri bölgelerde, stadyumlarda, turistik tesislerde , üretim tesislerinde ve çatı alanı yeterince büyük olan binalarda yağmur sularının toplanarak, basit arıtma işlemlerinden geçirilip kullanıma sunulması, binalarda su korunumu için alınabilecek önemli bir önlemdir.

Yağmur Suyu Nerelerden ve Nasıl Toplanır?

  • Yağmur suyu başta çatılar olmak üzere otopark ve yollar gibi sert zeminler ya da bina/duvar çevresindeki drenaj borularından toplanabilir. En temiz yağmur suyu çatıdan toplanır, bu yüzden suyun tek kademeli ve kaskatlı bir filtreden geçirilmesi kâfidir. Yol veya otoparktan toplanan yağmur suyunda toz, toprak, araçtan sızabilen yağ, lastiklerden kopan kauçuk vs. kirleticiler olabileceği için bunları da filtre edebilen çift kademeli bir filtre tercih edilmelidir.
  • Toplanan yağmur suyu, borularla yağmur suyu filtresine yönlendirilir ve filtrelenen su depoya alınır.
  • Filtreleme, yağmur suyunun kullanımı için önemli bir koşul olan büyük miktarlarda yaprak, kum, kuş pislikleri gibi kirleticilerin, sudan ayrılmasını sağlayan, su tankına girmesini önleyen kolayca temizlenebilen mekanik bir işlemdir.
  • Yağmur suyunun toplanacağı alanın metre karesi ile yağmur suyu hasat miktarı doğru orantılıdır.
  • Her ilin yıllık yağış miktarı farklıdır. Bu yüzden ilgili şehrin yağış miktarı ile toplama alanı çarpılmalı ve ne kadar yağmur suyunun toplanabileceği hesap edilmeli. Yıllık yağış miktarları Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nün internet sitesinden edinilebilir.

Toplanan Yağmur Suyu Nerelerde Kullanılabilir?

Çamaşır Makinesi;

Dermatolojik araştırmalar, yağmur sularının ev ve işleri için de kullanılabileceğini göstermiştir. Yağmur suyunda yıkanmış çamaşırlar ile içme suyunda yıkanmış çamaşırlar arasında bakteriyolojik açıdan hiçbir farklılık olmadığını göstermiştir.

WC Rezervuarı;

Almanyada Bir hastane yağmur suyunu kullanarak su tüketim maliyetlerini %20 oranında azaltmayı başarmıştır. Bu miktar 2000 yılında yaklaşık 36.144 m³ olmuştur. 2006 yılına kadar elde edilen tasarruf ise yaklaşık 1,5 Milyon Euro’dur.

Bahçe Sulama;

Temizlik İşleri;

Araç Yıkama;

Üretim/Proses Suyu; Fabrika ve İmalathanelerde

Ev İçi Genel Kullanım; Basit bir arıtma prosesi ile şebekeden kullanılacak su miktarı sıfırlanabilir.

SFR Yağmur Suyu Depolama ve Kullanım Sistemleri

Müstakil ve toplu yerleşim birimleri, otel vb. yaşam alanlarında, firmalarda istenilen boyut ve kapasitede su yöntemi uygulamasıdır.

  • Tanklarda toplanan yağmur sularının kalitesinin iyi olması için sağlanması gereken an şart, teknik standartlara uymaktır.
  • Tankların tasarımı ve yapısındaki hatalar, yağmur sularının kendine has bir koku ile anlaşılabilen düşük kalitede olmasına neden olmaktadır.
  • Yürürlükteki tüzük şartlarına uygun yönetim modüllerine sahiptir. Doğru SFR ekipmanı kullanımı ile yağmur suyundan çeşitli kullanım standartlarına uygun su arıtılmasına imkan verir. Su seviyesine göre şebeke sisteminden beslemeyi otomatik devreye alma/devreden çıkarma donanımı sayesinde enerji ve su tasarrufu sağlar.
  • Yerüstü uygulamanın yanı sıra yerden tasarrufa olanak sağlayan yer altında uygulama imkanı sunar. 50.000 litreye kadar tek bir depoyla, birleştirilebilir sistemi sayesinde sınırsız seçenek ve hacimde depolamayı gerçekleştirmenizi sağlar.

ÇİFT CİDARLI YER ALTI POLIETILEN TANKLAR

  • Plastik parçalar Alman menşeili BASELL POLYMERS mamulü olan HDPE yani Yüksek Yoğunluklu Polietilen ile üretilmektedir.
  • Kullanılan PE hammaddesi UV stabilizanlıdır. Bu yüzden depo açıkta dahi kalsa güneşin mor ötesi ışınlarından etkilenmez, sertleşmez, rengi solmaz.
  • Polietilen, don seviyesi altında dahi çok iyi performans gösterir.
  • Polietilen, birçok kimyasal maddeye karşı dirençlidir(ayrıntılı liste istek üzerine verilir)
  • Polietilen deponun ısı, su ve kimyasal maddeye karşı izole edilmesi gerekmez.
  • Polietilen depolar hiç bir surette, paslanma, çürüme, küflenme, kusma yapmaz.
  • Polietilen depolar, denize yakın bölgelerde toprakta bulunan tuz oranından veya tuzlu sudan etkilenmez.
  • Polietilen, ömrü son derece uzun olan bir malzemedir.
  • Polietilen, esneyebilen ve darbe emici bir malzemedir. Bu sayede yer hareketlerinde çatlamaz ve sızdırmazlığını korur.
  • Depoyu meydana getiren tüm plastik aksamların hammaddesi ve boyası (masterbatch) sertifikalıdır.
Çamur Arıtma Sistemleri

Arıtma Çamurları

İçmesuyu ve atıksulara fiziksel, kimyasal ve biyolojik arıtma işlemleri uygulanması sonucunda çökebilir veya yüzebilir hale getirilen katı maddeler çamur olarak tariflenebilir.

Arıtma Çamuru Kaynakları Genel olarak çamur 3 ana kategoriden kaynaklanmaktadır.

  • İçme suyu arıtma tesislerinden gelen arıtma çamurları
  • Atıksu Arıtma Tesislerinden gelen arıtma çamurları
  • Endüstriyel Atıksu Arıtma tesislerinden kaynaklanan arıtma çamurlarıdır.

Arıtma tipine ve amacına göre arıtma çamurlarının cinsleri farklılık göstermektedir.

Bunlar;

  • Çökebilen katı maddelerin oluşturduğu ön çökeltim çamurları,
  • Kimyasal arıtma ve koagülasyon sonucu oluşan kimyasal çamurlar,
  • Biyolojik arıtma işlemleri sonucu oluşan biyolojik çamur,
  • İleri Arıtma Çamuru

Arıtma tesislerinde oluşan arıtma çamurlarının nihai bertarafından önce arıtılması gereklidir. Atıksu arıtma tesislerinde oluşan çamurun arıtılması ve depolanması için seçilecek yöntem, atıksu karakterizasyonuna, arıtmada kullanılan kimyasal maddelere, ilgili mevzuata bağlıdır. Arıtma çamurunun bertarafı işlemi de ayrı bir gider kalemi olacağından, atıksu arıtma tesisi kurulurken bu husus göz önüne alınmalı ve projelendirme bu hususa göre yapılmalıdır.

Maliyetler yerel şartlara ve işleme tesisinin büyüklüğüne bağlı olarak değişmektedir. Arıtma çamurunun işlenmesi ve bertarafı ile ilgili değişik seçeneklerin doğru bir karşılaştırmasını yapabilmek için öncelikle yıllık yatırım maliyeti, işletme maliyeti ve son ürünün tekrar kullanımına bağlı olarak oluşacak üç maliyet kaleminin dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir.

  • Minimizasyon
  • Geri kazanım
  • Enerjiyi tekrar kazanarak yakma
  • Düzenli depolama

Arıtma tesislerinin işletme maliyetlerini arttıran en büyük etkenlerden biri arıtma çamurlarının bertarafıdır. Her atıkta olduğu gibi arıtma çamuru miktarının kaynağında azaltılması ve bertaraf giderlerini en aza indirmek her işletmenin en büyük isteğidir. Atık çamurları içeriklerine göre aşağıda tarif edilen ekonomik değerlere sahip olabilir:

  • Tarımda kullanım (kompost, gübre, gibi)
  • Toprak iyileştirici olarak kullanım (orak arazilerde, tarımsal kullanım dışı orak arazi)
  • Örtü malzemesi olarak kullanım (deponi tesislerinde örtü toprağı)
  • Dolgu malzemesi olarak kullanım (Yol yapım ve inşaat işlerinde dolgu toprağı)
  • Ek yakıt olarak kullanım (Çimento fabrikaları gibi)

arıtma çamurlarının azaltılması için çeşitli işlemler uygulamaktadır:

  • Solar Kurutma Sistemleri
  • Bant Tipi Termal Kurutucu
  • Döner Tamburlu Termal Kurutucu
  • Pedallı Termal Kurutucular
Atık Yönetimi

Endüstriyel Atık Yönetimi:

Atık: Üretim ve kullanım faaliyetleri sonucu ortaya çıkan, insan ve çevre sağlığına zarar verecek şekilde doğrudan veya dolaylı biçimde alıcı ortama verilmesi sakıncalı olan her türlü maddedir.

Atık Yönetim Piramidi; Atık Yönetim Piramidi üst basamaktan alt basamaklara doğru değerlendirilir.

Yani ilk aşama atığın oluşmasının önlenmesi, eğer bu sağlanamıyorsa atığın Minimizasyonu, diğer bir deyişle atığın en aza indirilmesi amaçlanır.

Atık Yönetimi: Atığın kaynağında azaltılması, özelliğine göre ayrılması, toplanması, geçici depolanması, ara depolanması, geri kazanılması, taşınması, bertarafı ve bertaraf işlemleri sonrası kontrolü ve benzeri işlemleri içeren bir yönetim biçimidir. Entegre Atık Yönetimi: Atık Yönetiminin entegre olarak tüm atıklara beraber uygulanmasıdır. Daha sonra atığın Yeniden kullanımı eğer bu da mümkün olmuyorsa önce geri dönüşüm ve sonra enerji geri kazanımı amaçlanır. Bu uygulanan yöntemlerden sonra elimizde kalan atığa ya da bu yöntemleri uygulayamadığımız atığa yapılacak en son işlem bertaraftır (Düzenli Depolama, yakma gibi).

Atık Yönetimi Nasıl Yapılmalı?

1. Yetkili / Sorumlu Belirlemek: Atığa ait işlemlerin tek elden ve sorunsuzca yürütülebilmesi için ilk adım olarak bu konuda bir sorumlu belirlenmeli ve bu kişi tarafından yeterli sayıda personelden oluşan bir Çevre birimi oluşturulmalıdır. Sorumlu tarafından atık toplamakla görevli personeller, atık geçici depolama alanı sorumlusu gibi diğer görev paylaşımları da yapılmalıdır.

2. Atığın Tanımlanması: Tesiste ortaya çıkan tüm atıklar ilk önce tanımlanmalı ve kaynakları belirlenmelidir. İlk olarak belediye tarafından alınan evsel nitelikli katı atıklar, ambalaj atıkları ve endüstriyel nitelikli atıklar (tehlikeli atıklar, atık yağlar, kontamine (herhangi bir tehlikeli atık/atık yağ bulaşmış) ambalaj atıkları belirlenmelidir. Bunların oluşum sıklığı ve miktarları tespit edilmelidir. Bu atıkların hangi mevzuata tabi olduğu, nasıl toplanması, taşınması, geçici depolanması gerektiği, maksimum depolama süresi gibi hususlar belirlenmelidir.

3. Kaynağında Ayrı Toplama:  Tüm atıkların kaynağında ayrı toplanması için bu atıkların oluştuğu yerlere yeterli büyüklükte ve sayıda atığın türüne ve niteliğine uygun konteynırlar konmalıdır(Tehlikeli atıklar için kapalı konteynırlar kullanılmalıdır. Her bir konteynırlar üzerine, içerisine atılacak atığın türünü belirten bilgi ve uyarı etiketleri yazılmalıdır. Eğer mümkünse farklı atıklar için farklı renklerde konteynırlar da kullanılabilir. Bu şekilde bir uyulama atıkların kaynağına ayrı toplanmasındaki başarıyı yükseltecektir.

4. Personel Eğitimi: Gerek atık yönetiminden sorumlu ekibe, gerekse tüm personele atık yönetimi konusunda eğitim/bilgi verilmeli, herkesin üzerine düşen vazifeler bildirilmeli ve atıkların ayrı toplanması konusunda herkesin hassasiyet göstermesi hususları hatırlatılmalıdır.

5. Geçici Atık Depolama Sahası Kurulması: Kaynağında farklı konteynırlarla ayrı olarak toplanan atıkların tesis içerisinde güvenli ve mevzuata uygun şekilde geçi depolanması için bir “Geçici atık Depolama Alanı” kurulmalıdır. Tehlikeli atıklar, ambalaj atıkları ve evsel atıklar için farklı depolama sahaları kurulabilir.

Tehlikeli atıkların geçici depolanacağı alan; tesis sahası içerisinde, sızdırmaz beton zeminli, üzeri kapalı, dökülme ve sızıntılara karşı önlem alınmış, farklı atıklar için farklı bölümler oluşturulmuş ve farklı atıkların bu bölümlerde ayrı olarak uygun şekilde (gerektiğinde konteynır içerisinde) depolanacağı bir alan olmalıdır. Bu alandaki bölümlerde depolanan atıkların isimleri yazılır. Bölümlere ve atık depolanması için eğer konteynır kullanılıyorsa konteynır üzerine atığın kodu, depolama tarihi gibi bilgiler yazılır.

6. Ön İşlem: Ambalaj atıkları, tehlikeli atık ile kontamine olmuş ambalajlar (mesela boya tenekeleri) depolanırken ve taşınması esnasında daha az yer kaplaması için mümkünse sıkıştırılmalıdır. Sulu atıklar ise mümkün olduğunca susuzlaştırılmalıdır. Bu önlemler ağırlık ve maliyet açısından firmaya önemli ekonomik avantaj sağlamaktadır.

7. Atıkların Bertaraf / Geri Kazanıma Gönderilmesi: Geçici depolama alanındaki atıkların bertaraf/geri kazanımı için araştırma yapılmalı bu konuda lisanslı tesislerle görüşme yapılarak atığı alacak yetkili tesis seçilmelidir.

SIFIR ATIK

Sıfır Atık; israfın önlenmesi, kaynakların daha verimli kullanılması, atık oluşum sebeplerinin gözden geçirilerek atık oluşumun engellenmesi veya minimize edilmesi; atığın oluşması durumunda ise kaynağında ayrı toplanması ve geri kazanımının sağlanmasını kapsayan atık yönetim felsefesi olarak tanımlanan bir hedeftir.

SIFIR ATIK HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER

“Sıfır Atık”; israfın önlenmesini, kaynakların daha verimli kullanılmasını, atık oluşum sebeplerinin gözden geçirilerek atık oluşumunun engellenmesi veya minimize edilmesi, atığın oluşması durumunda ise kaynağında ayrı toplanması ve geri kazanımının sağlanmasını kapsayan atık yönetim felsefesi olarak tanımlanan bir hedeftir.

Sıfır atık hakkında:  Atıkların geri dönüşüm ve geri kazanım süreci içinde değerlendirilmeden bertarafı hem maddesel hem de enerji olarak ciddi kaynak kayıpları yaşanmasına neden olmaktadır. Dünya üzerindeki nüfus ve yaşam standartları artarken tüketimde de kaçınılmaz şekilde bir artış yaşanmakta ve bu durum doğal kaynaklarımız üzerindeki baskıyı artırarak dünyanın dengesini bozmakta, sınırlı kaynaklarımız artan ihtiyaçlara yetişememektedir. Bu durum göz önüne alındığında, doğal kaynakların verimli kullanılmasının önemi daha da ortaya çıkmaktadır. Bu nedenledir ki son yıllarda tüm dünyada sıfır atık uygulama çalışmaları hem bireysel hem kurumsal hem de belediye genelinde yaygınlaşmaktadır.

Sıfır atık yaklaşımının esas alınması ile sağlanacak avantajlar;

  • Verimliliğin artması,
  • Temiz ortam kaynaklı olarak performansın artması,
  • İsrafın önüne geçildiğinden maliyetlerin azaltılması,
  • Çevresel risklerin azalmasının sağlanması,
  • Çevre koruma bilincinin kurum bünyesinde gelişmesine katkı sağlandığından çalışanların “duyarlı tüketici” duygusuna sahip olmasının sağlanması,
  • Ulusal ve uluslararası pazarlarda kurumun “Çevreci” sıfatına sahip olmasının sağlanması, bu sayede saygınlığının arttırılmasıdır.

Bu yönetmeliğin temel amaçlarından biri de; hammadde ve doğal kaynakların etkin yönetimini sağlamaktır ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda atık yönetimi süreçlerinde çevre ve insan sağlığının ve tüm kaynakların korunmasını hedefler.

Gelecek kuşaklara ekonomik, ekolojik ve aynı zamanda sosyal koşulları devam ettirilebilen bir dünya bırakmak için çok önemlidir.

Doğal kaynakların kullanımında ve üretim prosesinde maksimum verim sağlayacak eko-inovasyon tasarımları ile gelecekte oluşabilecek çevresel problemleri minimum seviyeye indirin. Üretim veriminizin artması ile karlılığınızı, çevresel etkilerinizi azaltarak marka değerinizi arttırın.

Sıfır Atık Yaklaşımının Esas Alınması İle Sağlanacak Avantajlar;

  • Verimliliğin artması,
  • Temiz ortam kaynaklı olarak performansın artması,
  • İsrafın önüne geçildiğinden maliyetlerin azaltılması,
  • Çevresel risklerin azalmasının sağlanması,
  • Çevre koruma bilincinin kurum bünyesinde gelişmesine katkı sağlandığından duyarlı tüketici duygusuna sahip olmasının sağlanması,
Kurumsal Karbon Ayak İzi

Bir kuruluşun, faaliyetin, ürün veya kişinin sebep olduğu sera gazı emisyonlarının tümüne karbon ayak izi denir. Küresel ısınmaya sebep olan tüm sera gazları karbon ayak izini oluşturmaktadır.

Sera Gazı Emisyonları; yakıt ve elektrik kullanımı, üretim, ulaşım, nakliyat, hizmet alımı ve arazi kullanımı değişikliği vb. sebeplerden kaynaklanmaktadır.

SERA GAZI EMİSYONLARI 6 KATEGORİ ALTINDA SINIFLANDIRILMAKTADIR;

1.                         Doğrudan Sera Gazı Emisyonları ve Uzaklaştırmaları (Kategori 1)

2.     Dolaylı Sera Gazı Emisyonları (Satın Alınan Enerji) (Kategori 2)

3.     Dolaylı Sera Gazı Emisyonları (Taşımacılık) (Kategori 3)

4.     Dolaylı Sera Gazı Emisyonları (Kuruluşun Satın Aldığı Ürünler ve Hizmetler) (Kategori 4)

5.     Dolaylı Sera Gazı Emisyonları (Kuruluşun Ürettiği Ürünlerin Kullanımından Kaynaklanan) (Kategori 5)

6.     Diğer Dolaylı Sera Gazı Emisyonları (Kategori 6)

Sera gazı emisyonlarının Kapsam 1, 2 ve 3 sınıflandırması

KURUMSAL KARBON AYAK İZİMİ NEDEN HESAPLAMALIYIM?

  • Sera Gazı oluşumuna neden olan emisyon kaynaklarını tespit etmek, kontrol altına almak ve azaltmak,
  • İklim değişikliği kaynaklı riskleri tespit etmek ve önlem almak;

-Çevresel Riskler

-Finansal Riskler

-Mevzuat Riskleri

  • “Yeşil vizyon” ile sektörde öncü rol oynamak ve kârlılığı arttırmak, müşteri taleplerini karşılamak.
  • Geleceğe yönelik tedbirleri almak.
Su Ayak İzi

Kullandığımız, giydiğimiz, aldığımız, sattığımız ve yediğimiz her şeyin yapımı su gerektirir. Su ayak izi, kullandığımız mal ve hizmetlerin her birini üretmek için kullanılan su miktarını ifade eder.

Su ayak izi, şirketler, hükümetler ve bireyler için;

  • Şirketimin operasyonlarında veya tedarik zincirinde su bağımlılığı nerede?
  • Su kaynaklarımızı koruyan düzenlemeler ne kadar iyi?
  • Gıda veya enerji kaynaklarımız ne kadar güvenli?
  • Kendi su ayak izimi azaltmak ve hem insanlar hem de doğa için suyu yönetmemize yardımcı olmak için bir şeyler yapabilir miyim? Sorularının yanıtıdır.

Sorduğunuz soruya bağlı olarak, su ayak izi, üretimin ton başına, hektar başına, para birimi başına ve diğer fonksiyonel birimlerde metreküp cinsinden ölçülebilir. Su ayak izi, sınırlı tatlı su kaynaklarımızın hangi amaçlarla tüketildiğini ve kirlendiğini anlamamıza yardımcı olur. Etkisi, suyun nereden ve ne zaman alındığına bağlıdır. Suyun zaten kıt olduğu bir yerden geliyorsa, sonuçları önemli olabilir ve eylem gerektirebilir.

Su ayak izinin üç bileşeni vardır;

Yeşil su ayak izi; Toprağın kök bölgesinde depolanan ve buharlaşan, terleyen veya bitkiler tarafından dahil edilen yağıştan kaynaklanan sudur. Özellikle tarım, bahçecilik ve orman ürünleri için geçerlidir.

Mavi su ayak izi; Yüzey veya yeraltı su kaynaklarından elde edilen ve ya buharlaştırılan, bir ürüne katılan veya bir su kütlesinden alınıp diğerine iade edilen veya farklı bir zamanda iade edilen sudur. Sulu tarım, sanayi ve evsel su kullanımının her biri mavi su ayak izine sahip olabilir.

Gri su ayak izi; Belirli su kalitesi standartlarını karşılamak için kirleticileri özümsemek için gereken tatlı su miktarıdır. Gri su ayak izi, bir tatlı su kaynağına doğrudan bir boru yoluyla veya dolaylı olarak topraktan, geçirimsiz yüzeylerden veya diğer dağınık kaynaklardan akış veya sızıntı yoluyla boşaltılan nokta kaynaklı kirliliği dikkate alır.

Doğrudan ve dolaylı su kullanımı;

Su ayak izi, bir prosesin, ürünün, şirketin veya sektörün hem doğrudan hem de dolaylı su kullanımına bakar ve tedarik zincirinden son kullanıcıya kadar tüm üretim döngüsü boyunca su tüketimini ve kirliliği içerir.

Birey veya topluluk, bir ulus veya tüm insanlık tarafından tüketilen tüm mal ve hizmetleri üretmek için gereken su miktarını ölçmek için su ayak izini kullanmak da mümkündür. Bu aynı zamanda kişi(ler) tarafından doğrudan kullanılan su olan doğrudan su ayak izini ve tüketilen tüm ürünlerin su ayak izlerinin toplamı olan dolaylı su ayak izini de içerir.

Çevre danışmanlığı hakkında bilgi alın

İhtiyaçlarınıza uygun hizmetlerimiz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İLETİŞİME GEÇİN0212 438 62 15